Abdullah Öcalan: Komployla Kürt gerçekliğinin tasfiyesi amaçlandı

img
HABER MERKEZİ - Kendisine dönük uluslararası komplonun NATO tarihinin en önemli operasyonu olduğuna dikkati çeken PKK Lideri Abdullah Öcalan, kaleme aldığı son kitabında komployla hedeflenin "Kürt gerçekliğinin tasfiyesi" olduğunu vurguladı.  
 
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) karşısında en büyük engel olarak görülen PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo 26’ncı yılına girdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) koordinatörlüğünde NATO Gladiosu ve Almanya tarafından PKK’nin “terör listesine” alınmasıyla 1985’te devreye konulan komplo, 1990’larda İngiltere, 1996’dan itibaren İsrail ve Yunanistan’ın dahil edilmesiyle devam etti. Komplo, 1996 yılında Abdullah Öcalan’ın imha edilmesi planının boşa çıkmasıyla Suudi Arabistan, Mısır, İran, Suriye, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Fransa, İtalya, Hollanda, Rusya’nın ortaklığında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Şam’dan çıkmasıyla tasfiye planıyla sürdürüldü. Son olarak 1999’da İsviçre ve Kenya’nın ortaklığında 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilen Abdullah Öcalan, bu süreci NATO Gladiosu’nun en büyük operasyonu olarak tanımladı. Nitekim ABD istihbarat örgütü Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) komploya dair “Terörizme karşı bir operasyon başarısı” açıklaması, Abdullah Öcalan’ın komploda ABD’nin koordinatör olduğu tespitini doğruladı. 
 
Kendisine yönelik komplonun Büyük Ortadoğu Projesi’nin hayata geçirilmesinde kilit adımlarından biri olduğunun altını çizen Abdullah Öcalan, ağır tecrit koşullarında tutulduğu İmralı Adası’nda kaleme aldığı ‘Demokratik Uygarlık Manitestosu’nun 5’inci cildi olan ‘Kürt Sorunu ve Demokratik Uygarlık Çözümü’ kitabında, komplonun başlangıcı olan Suriye’den çıkış süreci ve komplonun uluslararası boyutunu ele aldı.
 
KÜRT GERÇEKLİĞİNİN TASFİYESİ 
 
Suriye’den çıkışının NATO-Gladio operasyonuyla bağlantılı olduğunun altını çizen Abdullah Öcalan, ABD ve İsrail’in siyasi çözümden yana olmadığını, düşük yoğunluklu olsa da savaşın devamı ve Kürt sorununun çözümsüzlüğünde ısrar edildiğini söyledi. Ortadoğu’da kontrolün sağlanması için savaşın devamının istendiğini kaydeden Abdullah Öcalan, küresel güçlerin bu yola Türkiye’yi pasifize ederek, kendi planlarını uygulamak istediklerini vurguladı. Türkiye’nin eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile eski başbakanlar Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’in de bu planlara dikkat etmemeleri nedeniyle düşürüldüklerini dile getiren Abdullah Öcalan, “Düşürülmelerinin ölümle sonuçlanıp sonuçlanmaması, savaş yanlıları için o kadar önemli değildi. Zaten savaşın içindeydiler. Savaşla sonuna kadar devam ederek, önlerine çıkan her engeli devirip amaçlarına ulaşmak istiyorlardı. Buna Kürt gerçekliğinin askeri yoldan tamamen tasfiyesi, bir nevi soykırım da dahildi. Hegemonik güçler klasik İttihat ve Terakkici çizginin devamı olan bu anlayışın arkasında durmadıkça, asla başarı şansları olamazdı. Onlar da bunu bildikleri için ABD, İngiltere ve İsrail’in desteğine mutlak gereksinim duyuyorlardı. 1998’de Suriye’den çıkışımda bu destek sağlanmıştı” diye belirtti.
 
NATO-GLADİO ÇİZGİSİ GÖRÜLMELİ
 
1990’ların başında ABD ve İngiltere’nin, 1996’da ise İsrail’in mutlak desteğinin alındığını söyleyen Abdullah Öcalan, Türk eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in İngiltere’ye ilk ziyaretinin ardından “PKK’nin tasfiyesi için bize yeşil ışık yakılmıştır” açıklamasının da bu gerçekliği ifade ettiğini vurguladı. Sonraki süreçte sadece Kürtlere ve PKK’ye yönelik imha saldırılarıyla yetinilmediğini dile getiren Abdullah Öcalan, “Cumhurbaşkanını katletmeye, hükümet değişikliklerine, ordu içi tasfiyelere, topluma yönelik pasifikasyon hareketlerine, bir dizi aydın ve işadamına yönelik suikastlara, kitlesel katliamlara ve medyanın teslim alınmasına varana kadar hangi korkunç olaylar ve çatışmaların sahnelendiğini iyi bilmekteyiz. Eksik olan şey, tüm bu olayların zincirleme bağlantılar içinde olduğunu anlamaktır. NATO’ya girişinden 1998’e kadar Türkiye’nin yaşadığı tüm önemli siyasi ve sosyal olayların temelindeki kalın NATO-Gladiocu çizgiyi görmeden, hiçbir önemli olayı, çatışmayı ve suikastı doğru olarak çözemeyiz. Özde halkların özgürlük, eşitlik ve demokrasi isteklerine karşı bir NATO’cu savaş açılmış ve bu savaşın son halkasına 1998’deki Suriye’den çıkışım eklenmiştir” diye konuştu.
 
ÇIKIŞ SENARYOSUNDA KİM ROL OYNADI? 
 
Suriye’den çıkışında önünde iki yol olduğunu belirten Abdullah Öcalan, hesapta olmamasına rağmen Yunanlı heyet ile yapılan görüşmelerin ardından rotanın Atina’ya çevrildiğini kaydetti. PKK Lideri, “Bir fırsattı ve oradaki dostların ciddiyetine inanarak bu fırsatı değerlendirmekten kaçınmadım. Eğer karşılaştığım tablodaki gibi olduklarını bilseydim, kesinlikle çıkış yapmazdım. Burada sorulması gereken soru şudur: Yunanistan’da da çok güçlü olduğu bilinen Gladio bölümü mü acaba bu çıkış senaryosunda rol oynadı? Bu konunun araştırılması gerekiyor. Türkiye’ye teslim edilmemde ABD’nin Türk yönetimiyle sağladığı uzlaşmada, Yunanlılarla olan sorunların çözümünde ilke anlaşmasına varılmış, en azından bu doğrultuda söz alınmış olması ihtimal dahilindedir. Özellikle Ege ve Kıbrıs sorununun çözümünde bu yönde niyet belirtmeleri kuvvetli bir ihtimaldir. Türkiye’nin bu konuda sınırsız tavizkâr tutum içinde olduğu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır” dedi.
 
ATİNA’YA İNİŞ: DOSTLAR ORTALIKTA YOKTU
 
Suriye’de 9 Ekim 1998’de bindiği uçağın Yunanistan’ın başkenti Atina’ya iniş yapmasıyla Yunan İstihbarat Teşkilatı eski üyesi olan, uzun süre Türkiye’de de kalan NATO’da görevli subay Savvas Kalenderidis ile karşılaştığını belirten Abdullah Öcalan, “Sözleştiğimiz dostlar ortalıkta yoktu. Tesadüfen devreye Moskova’daki ilişkimiz girdi. Bir Yunan özel uçağıyla yönümüzü Moskova’ya çevirdik. Liberal Demokrat Parti Başkanı Vladimir Jirinovski’nin yardımıyla Moskova’ya inmeyi, o sırada ekonomik kaos yaşayan Rusya’ya giriş yapmayı başardık. Fakat bu sefer karşımıza Rus İç İstihbarat Şefi çıktı. O da ‘Nuh der peygamber demez’ havasındaydı. O koşullarda Rusya’da kalamazdık. Yaklaşık 33 gün sözde gizli kaldım. Bu süre içinde hem İsrail Başbakanı Ariel Şaron, hem de ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright Rusya’ya gelmişlerdi. Rusya’da Yevgeni Maksimoviç Primakov başbakandı. Hepsi de Yahudi kökenliydi. Ayrıca dönemin Türkiye Başbakanı Mesut Yılmaz da devredeydi. Sonunda Mavi Akım Projesi ve 10 milyar dolarlık IMF kredisi üzerinde anlaşarak, Rusya’dan ayrılmamı sağladılar” şeklinde anlattı. 
 
ROMA GÜNLERİ: İTALYA SENARYOSU 
 
Bir sonraki durağının Roma olduğunu dile getiren Abdullah Öcalan, “Bu sefer İtalyan istihbaratının senaryosuyla bir bölümü hastanede geçen, 66 gün sürecek Roma günlerimiz başladı. Dönemin Başbakanı Massimo D’Alema’nın tavrı dürüst ama yetersizdi. Siyasi güvenceyi tam verememişti. Durumumuzu yargıya terk etti. Buna öfkelenmiştim. İlk fırsatta İtalya’dan çıkma kararlılığındaydım. D’Alema son demecinde, İtalya’da dilediğim kadar kalabileceğimi belirtmişti. Ama bu bana zoraki bir tavır gibi geldi. Bu arada yanılmıyorsam ortak bir Arap girişimi oldu. Açıklamadıkları bir yere götürmek istediklerini söylediler. Resmiyeti ve güvencesi olmadığından kabul etmedim” ifadelerini kullandı.
 
‘RUSYA’YA İKİNCİ GİDİŞ HATAYDI’ 
 
Rusya’ya ikinci gidişinin hata olduğunu belirten Abdullah Öcalan, şöyle devam etti: “Bu hatada Numan Uçar’ın laçka tavrının rolü vardı. Bu kişinin içyüzünü halen tam bilemediğim tavrına güvenerek yola çıktım. İçyüzünü bilseydim, kesinlikle Roma’dan çıkış yapmazdım. Yanıltılmıştım. Bu sefer Rus İç İstihbaratı beni gidişin Ermenistan’a olacağına ikna ettikten sonra havaalanına götürdü. Sanırım hazırlanan senaryo gereği havaalanında Ermenistan işinin yattığını, istersem bir haftalığına Tacikistan’a gidebileceğimi, bu bir hafta içinde alternatif yaratabileceklerini söylediler. Beni bir nevi aldatarak, bir kargo uçağıyla Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’ye indirdiler. Bir hafta hiç çıkmadan bir odada bekledik. Moskova’ya tekrar döndük. Mecburen tekrar Yunanlı dostlara başvurduk. İki gün içinde hayli maceralı, karlı soğuk bir Moskova gününden sonra yönümüzü tekrar Atina’ya çevirdik.”
 
'OLYMPOS TANRILARININ OYUNLARI' 
 
Olympos tanrılarının oyunlarına geldiğini dile getiren Abdullah Öcalan, “Havaalanının VIP salonundan giriş yaptım. Giriş yapmamla Cehennem Tanrısı Hades’in amansız takibinin başlaması bir oldu. Dostum Nagzakis’in eski çağın büyücü kadınlarına benzeyen kaynanasının epey dağınık evinde bir gece kalabildim. O geceden sonra bir nevi ölüm kampına doğru gidiş başladı. Tümüyle Hades devredeydi. Söylenen ve yapılan her şey sahteydi. Dürüst unsurlar yok muydu? Vardı, fakat hepsi modernite canavarı karşısında çaresizdi. Afrika’ya doğru yola çıkışta bu sefer Mandela figürü etkili oldu: Moskova’ya doğru yola çıkışta Lenin figürünün etkili olması gibi. Güya Güney Afrika’ya gidecek, hem sağlam diplomatik ilişki kuracak hem de resmi geçerli pasaport alacaktım” diye anlattı.
 
Komplo oyununda Yunan devletinin sahtekârlığının başarılı olduğunu söyleyen PKK Lideri, şunları söyledi: “Aslında tarih boyunca Yunan halkının demokrasisinin bu sahtekâr tarafından hep aldatıldığını ve büyük trajedilere duçar edildiğini bilerek yaklaşmalıydım. Dostluklara çocuk saflığıyla inanmam, bu tavrımda etkili oldu. Yunanistan’dan çıkış sırasında her iki havaalanına gidişte içinde olduğum arabanın şoförleri ayıkıp kendime gelmem ve gitmemem için yoğun çaba harcadılar. Büyük bir komplonun yürürlükte olduğunu belirtmek için ellerinden geleni yapma dürüstlüğünü gösterdiler. Muhtemelen onlar da alt düzey istihbarat memurlarıydı. Birincisi arabayı uçağa çarptırarak gidişi engelledi. İkincisi ise arabayı gizli geçmemiz gereken havaalanına yakın yerde 7 sefer dakikalarca bozulmuş süsü vererek durdurdu. Verilen sözlere o kadar güvenmiştik ki, hiç ayıkmadım. Tersine, bir an önce kaderde ne varsa görmek için aceleyle gitmek istiyordum.”
 
AVRUPA’DA 24 SAATLİK ALARM VERİLDİ 
 
Burada Minsk’e gitmek üzere Gladio’nun gizli operasyonlarda kullandığı uçağa bindirildiğini dile getiren Abdullah Öcalan, “Nairobi’ye gitmeden önce Minsk üzerinden Hollanda’ya geçiş yapacaktım. Yine özel uçakla Minsk’in dondurucu soğuğu altında 2 saatten fazla bekledim. Beklenen uçak gelmedi. Beyaz Rusya havaalanı polisleri uçağı dakikalarca kontrol ettiler. Bir ihtimal ve belki de son fırsat olarak beni Minsk Havaalanına bırakacaklardı. Gerisi Beyaz Rusya yönetiminin insafına kalmıştı. İlginç olan odur ki, o sırada Türk Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin de Minsk’e bir ziyarette bulunmuştu. Beklenen uçak gelmeyince, güya son fırsat da kaçmış oldu. Geriye dönüş bir nevi ‘beyaz ölümdü’. Gladio uçağı Akdeniz üzerinden süzülürken, sonraki yorumumla bu gidişi Yahudi soykırımında kurbanların tren seferleriyle taşınmasına benzetmiştim. Şahsımda bir halka uygulanan soykırım rejiminin en kritik dönemine girilmişti. NATO’nun gizli ve gerçek yüzünü bu seferler sırasında gördüm. Minsk’ten dönerken, uçağın herhangi bir Avrupa havaalanına inmemesi için 24 saatlik alarm verilmişti. Anlaşılıyor ki, o dönemde tek isyankâr devlet olan Beyaz Rusya’nın Minsk Havaalanı dışında inişi kabul edecek tek bir havaalanı bırakılmamıştı” dedi. 
 
NAIROBI’DE 'VUR EMRİ’ VERİLMİŞTİ
 
Nairobi’ye götürüldükten sonra “Uzun süre emre itaatsizlikten çatışma süsü verilmiş bir ölüm”, “CIA’nin bir dediğini iki etmeden emrine girmem ve teslim olmam” ve “Çoktan hazırlanmış Türk özel savaş timlerine teslim edilmem” şeklinde önüne üç yol konulduğunu ifade eden PKK Lideri, anlatımlarını şöyle sürdürdü: “Nairobi’deyken yanımda bulunan kişilerden Dilan tedirgin bir ruh hali içindeydi. Düşüncelerini tam açıklasaydı ve sivil toplum örgütlerini harekete geçirebilseydi, belki de komplo kısmen bozulabilir veya boşa çıkarılabilirdi. Kendisinin bir tabancayla kendimizi savunmayı önermesini yadırgamıştım. Bu bizim ve benim için intihar demekti. İntihara niyetim yoktu. Israrla silahı üzerimde taşımam için son ana kadar etrafımda fır dönüyordu. Silah üzerimde olsaydı ve çekmeye çalışsaydım, bu tavır kesinlikle ölüm demek olacaktı. Daha sonra sorgulama sırasında, silah kullanmam halinde vur emri olduğu söylenmişti. Elçilikten çıkmamın da ölüm demek olduğunu söylediler. En akıllı tavrı aldığımı belirttiler. Ne kadar doğruyu söylediler, bilemeyiz.
 
GÜNEY AFRİKAYA GİDİŞ ÖYKÜSÜ 
 
15 günlük Nairobi sürecinde Yunan Büyükelçisi George Kostoulas’ın tavrı anlaşılmaya değer. Acaba kullanılmış mıydı? Yoksa çok önceden planın bir parçası olarak mı hazırlanmıştı? Kendim bunu çözemedim. Teslim edilmemden önce kendi ikametgâhı olan eve hiç gelmedi. Elçilikten bir nevi zorla çıkarılmak istenmem yüzünden, Nairobi zebanisine biraz sert çıkıştı. Ama bu tavrı sahtekârca da olabilir. Bu sefer de güya Hollanda’ya gidiş için Pangalos (Yunanistan eski Başbakanı) Teodoros Pangalos) izin çıkarmıştı. Buna pek inanmamıştım. Çünkü Yunan özel timleri evden çıkmamam halinde zorla saldırıp çıkarmak için pusuda bekliyorlardı. Kenya polisi de aynı şeyi yapmaya hazırlanmıştı. Tabii Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gidiş çoktan bir aldatılış öyküsü olarak kalmıştı. Kiliseye, BM’ye sığınma gibi öneriler hep kuşkuluydu. Çıkmamakta diretmiştim.”
 
‘NATO’NUN EN ÖNEMLİ OPERASYONU’
 
Abdullah Öcalan, 9 Ekim 1998’den 15 Şubat 1999’a uzanan uluslararası komplonun ABD dışında hiçbir güç tarafından düzenlenemeyeceğini vurgulayarak, “Türk özel savaş güçlerinin (Bu güçlerin başkanı General Engin Alan’mış) bu süreçteki rolü sadece beni uçakla İmralı’ya, o da kontrollü olarak taşımaktı. Süreç kesinlikle NATO tarihinin en önemli operasyonunun gerçekleştirildiği bir süreçti. Bu o kadar açıktı ki, gidilen yerlerde hiç kimse aykırı bir tavır sergileyemiyordu. Sergileyenler anında etkisizleştiriliyordu. Büyük Rusya bile çok açık bir biçimde etkisizleştirilmişti. Yunanlıların tavrı zaten her şeyi açıklamaya yetiyordu. Roma’da kaldığım evin içinde ve dışında alınan güvenlik tedbirleri durumu oldukça açıklayıcıydı. Tutsaklığa özgü olağanüstü tedbirler almışlardı. Dışarıya adım bile attırmadılar. Özel güvenlik timleri odamın kapısına kadar her yeri 24 saat kontrol altında tutuyorlardı” şeklinde anlattı. 
 
BOP’UN İLK OPERASYONU: KOMPLO
 
PKK Lideri, komplonun Büyük Ortadoğu Projesi’nin hayata geçirilmesi olduğunu ifade ederek, “D’Alema Hükümeti sol demokrat bir hükümetti. D’Alema tecrübesizdi, kendisi yalnız başına karar alamadı. Tüm Avrupa’yı dolaştı. İngiltere ona kendi öz kararını alması gerektiğini belirtti; kendisine pek dayanışma göstermedi. Brüksel’in tavrı net değildi. Sonuçta yargıya havale edildik. Bu tavırda Gladio’nun etkisini görmemek mümkün değildi. Zaten İtalya Gladio’nun en güçlü olduğu ülkelerden biriydi. Berlusconi tüm gücünü harekete geçirmişti. Kendisi Gladio’nun adamıydı. İtalya’nın beni kaldıramayacağını bildiğim için ayrılmak zorunda kalmıştım. Tabii Türkiye bunun karşılığında ABD ve İsrail’in en güvenilir ama en uydu ülkesi haline getirilmişti. Çılgınca küreselleştiği iddia edilen süreç, aslında Türkiye’nin küresel finans kapitalizmine peşkeş çekilmesi öyküsünden başka bir şey değildi. Büyük Ortadoğu Projesi’nin hayata geçirilişinin kilit adımlarından biri ve ilki bana yönelik olan operasyondu. Ecevit’in ‘Öcalan’ın niçin teslim edildiğini bir türlü anlamadım’ demesi boşuna değildi. Birinci Dünya Savaşı nasıl Avusturya Veliahdının bir Sırp milliyetçisi tarafından vurulmasıyla başlatıldıysa, bir nevi Üçüncü Dünya Savaşı da bana yönelik operasyonla başlatılmıştı. Operasyondan sonraki süreci anlamak için operasyon öncesinde ve sırasında olup bitenleri iyice anlamak gerekir” dedi. 
 
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI’NIN BAŞLANGICI 
 
ABD Başkanının Özel Danışmanı General Galtieri’nin operasyonu Clinton’ın emriyle yönettiklerini yönündeki açıklamasını hatırlatan Abdullah Öcalan, komployla ile başladığını belirttiği Üçüncü Dünya Savaşı’nın gerçek olduğunu, ağırlık merkezin ve kültürel ortamının Ortadoğu coğrafyası olduğunun altını çizen Abdullah Öcalan, “Sadece ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nın yoğunluk merkezi olan Irak’ta yaşananlar bile buradaki savaşın bir ülke ile ilgili olmadığını, dünya hegemonik güçlerinin çıkarları ve varlığı ile ilgili olduğunu gayet iyi açıklamaktadır. Bu savaş ancak İran’ın tamamen etkisizleştirilmesi, Afganistan ve Irak’ın istikrara kavuşturulması, Çin’in ve Latin Amerika’nın tehdit olmaktan çıkarılmasıyla sonlandırılabilir. Dolayısıyla savaşın daha ortalarındayız. Kesin bir şey söylemek sosyal bilimler açısından doğru olmasa da savaş en az 10 yıllık (NATO’nun son stratejik planları da 10 yıllık bir süreyi öngörmektedir) bir süre daha devam edebilir. Bazen diplomasi, bazen şiddet yoğunlaşacaktır. Gündeme şiddetli ve kontrollü ekonomik krizlerle müdahale edilecektir. Alanların önceliği değişecek, ama şöyle veya böyle savaş komple olarak birçok alanda cereyan edecektir. Ancak savaşın bu temel doğası göz önüne getirildiğinde, bana yönelik 1998 operasyonunun neden uluslararası çapta yürütüldüğü ve NATO’nun en büyük Gladio operasyonu olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Şüphesiz büyük savaşlarda hep hegemonik güçler kazanmazlar, halklar da çok şey kazanabilirler. Hatta hegemonik güçler sistemsel kaybedebilir, halklar sistemsel kazanabilirler” tespitinde bulundu.
 
MA / Özgür Paksoy

Diğer başlıklar

17:06 Toplumsal Tecrit ve Hapishaneler: En büyük tecrit özgür sandığımız mekanlarda yaşanıyor
17:03 Tecrit insanlık suçudur, son verilsin
17:01 Adana'da 4 tutsak sürgün edildi
16:39 Birdal: Barış olmazsa bizleri büyük bir tehlike bekliyor
16:18 Milletvekili Koca: Anadil hakkı için mücadele edeceğiz
16:07 Emekliler: Kırmızı kartı göstermemize az kaldı
15:44 DEM coşkusu kent kent yayılıyor
15:22 Şirnex’te 6 kişi gözaltına alındı
15:21 Rapor: 2023'te Ege bölgesinde 515 kadın hak ihlaline maruz kaldı
15:14 Esenyurt’ta yurttaşlar özgürlük mitingine davet edildi
15:08 TJA Êlih ve İzmir'de 8 Mart startını verdi: Rabe, dem dema azadîya jina ye
15:04 Tûşba Belediye Eşbaşkan adayları gözaltına alındı
14:56 ‘Ağır hasta tutsak Aladağ ve Gömi serbest bırakılsın’
14:27 Gözaltında kaybedilen 4 kişinin akıbeti soruldu
14:20 KHK eylemi 87’nci haftasında: Karara rağmen göreve iade edilmiyorlar
13:43 29 yıldır oğlunu arıyor: Unutmadık, buradayız!
13:17 Amed’de ‘Kürt sorununa çözüm’ toplantısı
13:16 Gazeteci Cengiz Altun mezarı başında anıldı
13:09 Hatimoğulları: Kayyımlar gidecek, demokrasi gelecek
12:46 Ezgi Zerkin'in katili ölü bulundu
12:26 Aram Yayınevi'nden 4 yeni kitap
12:25 TJA, 'Jin Jiyan Azadî ile 8 Mart’a Doğru' şiarıyla alanlarda olacak
12:06 Asrın Hukuk Bürosu: CPT’nin İmralı'yı ziyaret etmemesi kabul edilemez
12:02 Bakırhan Şirnex'te: Sayın Öcalan'ın iradesini dikkate alarak tecridi kaldırın
12:00 Temelli’den CPT’ye tepki: Çizilen sınırlarda insan hakkı mücadelesi yürütülemez
10:04 Rojnews editörü Ahmet 123 gündür KDP istihbaratının elinde
09:47 ‘Öcalan’a özgürlük’ talebiyle 90 gündür açlık grevindeler
09:45 Wan’ın eşbaşkan adayları: Seçimlere 50 yıllık direniş ruhuyla hazırlanıyoruz
09:33 Dr. Berwarî: Türkiye’nin Irak’ta artan trafiği Kürtlerin kazanımlarına karşıdır
09:27 Sanatçı Taşdoğan: Kuşa başka dilde öt denilebilir mi?
09:26 Silopiya'da 'Sanatsal Etkinlikler' programı başlıyor
09:25 ‘Özgürlük ve Demokrasi Mitingi’ne çağrı: Biz kazanacağız
09:23 Tilqebîn eşbaşkan adayları: Halkın sorunlarını halkla çözeceğiz
09:12 Av. Adıbelli: İmralı kapılarının açılmasıyla ülke refaha erecek
09:09 DEM Parti’nin Dihê adayları: Bizim olanı almaya geliyoruz
09:05 Yargıtay, Zafer’leri karıştırdı: Olmayan beyana dayanarak mahkumiyet verdi
09:01 Av. Kılıç: Her şüpheli ölümünün arkasında şiddet var
09:00 24 ŞUBAT 2024 GÜNDEMİ
23/02/2024
23:51 İzmir Halkevi'nden MA'ya zeytin ağacı
23:16 Uçar: Kürt halkının yüzü Abdullah Öcalan’ın paradigmasına dönük
23:09 Türkiye’ye gelen CPT heyeti İmralı Adası’nı ziyaret etmedi
20:41 Tutar Apartmanı davasının tek sanığı yakalandı
19:07 Antalya'da bir avukat tutuklandı
18:47 İstinaf, H.K.G davasında cezayı az bularak kararı bozdu
17:35 ‘Size barış getirdik’ diyen AKP’li adaya: Barış nerede, ekmek 10 lira!
17:08 Mitinge davet: Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamak zorundayız
17:01 DEM Parti'nin kent kent seçim çalışması
16:54 ÇHD’li avukatlar sevk edildi
16:52 Bakırhan: Kürt sorunu Roboski, Uludere ve 33 kurşundur
16:29 Bayındır: Bu bir özgürlük meselesidir
15:38 Adalet Nöbetini tutan aileler Öcalan’ın özgürlüğünü talep etti
15:37 Erkek şiddeti: 3 kadın katledildi
15:35 Gemlik'te 4.1 büyüklüğünde deprem
15:32 Farqîn’de patlama: 1 kişi yaşamını yitirdi
15:16 Şartlı tahliye edilen Mutlak Tozun yoğun bakıma alındı
14:30 Ege açlık grevi raporu: Sağlığa erişilemiyor, disiplin cezaları veriliyor
14:00 DBB’de işçilerin ‘ek protokol’ talebi görmezden gelindi
13:45 Hatimoğulları: 31 Mart zaferini DEM’li çay ile kutlayacağız
13:21 ‘Barış sürecinde kadın hakikati ve tecrit sorunsalı’ paneli düzenlenecek
13:14 Bakırhan: Bu dağları ne İskender ne Persler geçti, hırsızlar asla geçemez
13:10 Mera ve tarım arazilerine GES kuruluyor
13:07 YÖK’ten Boğaziçi Üniversitesi Rektörü İnci hakkında inceleme
11:50 Amed Şehir Tiyatrosu Mart ayı programı
11:22 'Kendimizi ve kentlerimizi yeniden inşa edeceğiz'
11:18 Sêwereg'de bir kadın katledildi
11:02 Qileban’da koruculara 'operasyon' baskısı
10:38 Ailelerden İmralı’ya gitmek için başvuru
10:37 Alıkonulan gazeteciden 122 gündür haber yok
10:16 Cezaevlerindeki açlık grevi eylemi 89’uncu gününde
09:42 AKP’li aday seçime ‘hırsızlıkla’ başladı
09:32 Katledilen gazeteci Altun’un annesi: Kalemi yerde kalmadı
09:05 Özbingöl: 8’inci Yargı Paketi siyasi sürece hizmet eden bir argüman
09:04 Öğrenciler ‘müze’ kararından vazgeçilmesini istiyor
09:02 Özgürlük ve Demokrasi Mitingi hazırlıkları sürüyor
09:01 Kayyımla mahkemelik olan yurttaş evinden çıkarılmak isteniyor
09:00 İsveçli siyasetçi Karlqvist: Abdullah Öcalan’ın konumu iyi anlaşılmalı
09:00 23 ŞUBAT 2024 GÜNDEMİ
22/02/2024
23:20 Murat Kurum Leman'ın kapağında: Nalet olsun içimdeki imar sevgisine
22:42 AKP’nin ardından MHP’de de toplu istifa
22:38 Şirnex’te şevbuhêrk düzenlendi
20:26 Wan’da Dünya Anadil Günü etkinlikleri
19:59 DEM Parti Bursa’da eşbaşkan adaylarını açıkladı
19:07 Silivri Cezaevi’nde 25 tutsak sürgün edildi
18:43 İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin protestosu sürüyor
18:40 AKP’nin İBB adayı Kurum hakkında suç duyurusunda bulunulacak
18:19 Cumartesi Anneleri 950'inci hafta eylemi nedeniyle yargılanacak
18:18 Tuncel’den Kışanak ve Türkdoğan’a tebrik mesajı
18:03 Fransa’daki Kürt gençlerinden CPT’de eylem
17:52 Cihanbeyli ve Kulu’da coşkulu büro açılışları
17:22 İHD'den Mülteci Raporu: Her yerde ayrımcılığa uğruyorlar
17:18 Beştaş ve Çepni'den Egîdê Cimo Müzik Okulu’na ziyaret
17:15 DEM Parti Sözcüsü: Seçmen taşıyanlara sesleniyoruz, kazanamayacaksınız!
17:06 Gençler Mêrdîn’den İmralı’ya mektup gönderdi
16:58 Gazeteci Gayıp’ın yurtdışı çıkış yasağına devam kararı
16:53 DEM Partili adaylar birçok kentte halkla buluştu
16:34 Adalet Nöbeti: İktidarın zulmüne karşı mücadelemiz sürecek
16:30 Sanatçı Metin Kahraman: Konser yasağına karşı davacı olacağız
15:33 AYM’den yeni Can Atalay kararı
14:53 Eski milletvekillerinin yargılandığı dava ertelendi
14:28 Bakırhan: Gever halkı sandıkta ders verecek
14:22 Merkez Bankası'ndan faiz kararı
14:20 Kayyım yönetimindeki DBB’de usulsüz kadrolaşma protesto edildi
14:19 Baro Başkanı Eren'i tehdit davasında davanın genişletilmesi talebi
13:51 Silopiya Belediyesi’nin Toplu İş Sözleşmesi imzalandı
13:48 Qers'te konuşan Hatimoğulları: Kürtçeyi yasaklayanlara oy yok
13:05 Gazeteci Ren’e dayatılan kelepçeli muayeneye takipsizlik
12:49 DEM Parti: Siyanürle altın arama yasaklanmalı
12:46 Serhat ve Karadeniz cezaevlerinde ihlaller arttı: Tecridi derhal kaldırın
12:13 Ceylan ve Alökmen'nin duruşması ertelendi
12:12 Gazeteci Pelin Özkaptan'ın yargılandığı davada mütala hazırlanacak
11:47 DEM Parti halk buluşmaları başlattı: İktidardakilerin başı seccadede aklı hilede!
11:26 Savcılık ve cezaevine İmralı başvurusu
11:10 Metîna Dağı bombalandı
10:19 Gazeteci Alağaş’ın duruşması ertelendi
10:01 AKP ve kayyımlar Bedlîs’i parsel parsel sattı
09:44 121 gün oldu: Gazeteci Ahmet’ten haber yok
09:44 Tutsakların ‘özgürlük’ eylemi 88’inci günde
09:22 Hasta tutsağa ilaçları verilmiyor
09:19 Aryen Yayınları'ndan biri Kürtçe 4 yeni kitap
09:08 Maden Mühendisi Alpaslan: Madenler kamulaştırılmalı
09:04 Aydın: Kışanak’ın tutukluluğu seçme ve seçilme hakkının ihlalidir
09:03 Av. Demir: Abdullah Öcalan’ın tahliyesi için koşullar sağlanmalı
09:01 Çalıştığı ve icraya verdiği belediyenin başkanlığına aday gösterildi
09:00 22 ŞUBAT 2024 GÜNDEMİ
21/02/2024
21:33 Şirnex’te ‘Eyşe Şan Dil, Kültür ve Sanat Merkezi’ açıldı
21:29 '8. Yargı Paketi' komisyondan geçti: AYM’nin iptal ettiği fiile çifte cezalandırma
21:14 DEM Parti’li Temelli’den AKP’li Usta’ya: Kürt onlar ‘kökenli’ değil
20:38 Wan ve İstanbul'da anadil konulu panel
20:18 Anadil gününde Metin ve Kemal Kahraman konserine yasak
20:18 'Zafer halaylarını Akdeniz Belediyesi’nde çekeceğiz'
20:13 Farqin: Bir dilin yasaklanması o milleti öldürmek anlamına gelir
19:22 KHK eyleminde 'anadilin önündeki engeller kaldırılsın' çağrısı
18:01 AB’den Rusya’ya yeni yaptırımlar: Listede Türkiye de var
17:56 Kayyımdan seçim hizmeti: Belediye aracıyla AKP bayrakları astı
17:49 ‘Okullarda 1 öğün ücretsiz sağlıklı yemek’ kampanyasına destek
17:29 Anadil Günü’nde Kürtçe konuşan vekilin mikrofonu kapatıldı
17:07 Amed’de anadil yürüyüşü: Kürt dili için mücadele edelim
16:57 Öğrenciler için bir öğün ücretsiz yemek talep ettiler
16:28 Adalet Nöbeti eylemlerinde gündem Dünya Anadil Günü
16:17 Rektörü protesto eden öğrencilere engel
16:05 Türkçe dışındaki dillere dönük yasaklara dair araştırma komisyonu talebi
15:43 Sağlıkçılar 'vergide adalet' talebiyle süresiz eylem başlatıyor
15:41 Kürt meselesinin çözümünde yapılabilecekler konferansta tartışılacak
15:33 21 Şubat Anadil Günü etkinlikleri: Kürtçe resmi ve eğitim dili olsun
15:28 Uluslararası delegasyon: CPT’den cevap istiyoruz
14:40 Licik’te arama faaliyetleri durduruldu
14:34 Emekliler mağduriyetlerinin giderilmesini istedi
13:56 DEM Parti'den UNESCO’ya 6 dilde anadil mektubu
13:54 Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon’dan Adalet Nöbeti’ne ziyaret
13:50 89 yaşındaki Barış Annesi Özgen'e konteyner cezası